|
S C O U T
Üye No : 4140
Üyelik Tarihi : 12-2006
Yer : Uzay Yolu 1999
Mesajlar : 12,180
Meslek :Musluk Tamircisi
Uydu Alıcısı : Kelebek Anten
Cep Telefonu : Ankesör
Tuttuğu Takım : Fenerbahçe
Teşekkür: 93
2,251 Konuda 22,480 kere teşekkür aldı.
|
ANGIN: (Tür.) Er. 1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır.
ANI: (Tür.) Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı. Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
ANİF: (Ar.) Er. 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında,
burnun ucu denecek kadar yakından gecen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedilen.
ANİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Anif).
ANIL: (Tür.) Ka. 1. Anılmak eylemi. 2. Meşhur, ünlü. 3. Hatırlanan.
ARAF: (Ar.) Er. 1. Cennet ile cehennem arasındaki yer. 2. Sert, tepe. 3.
Adetler, usuller. Arafat. Mekke'nin yakınında bulunup hacıların arefe
günü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.
ARAL: (Tür.) Birbirine yakın adalar topluluğu. Orta Asya'da bir
göl.
ARAM: (Fars.) Ka. 1. Dinlenme, sükun, karar. 2. Rahat, huzur, istirahat.
3. Oturma, eğlenme, ikamet etme.
ARAMCAN: (Fars.) Ka. 1. Gönül rahatı. 2. Sevgili, sevilen güzel.
ARAMDİL: (Fars.) Er. 1. gönül rahatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.
ARCA: (Ar.) Ka. 1. Temiz, namuslu. 2. Aksak, topal.
ARDA: (Tür.) Er. 1. Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek.
2. İşaret için dikilen değnek. 3. Çıkrıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.
ARDALI: (Tür.) Er. (bkz. Arsal). ARDAN: (Tür.) Er. (bkz.
Arsal).
AREF: (Ar.) Er. 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.
AREFE: (Ar.) Ka. 1. Arife, dini bayramlardan bir evvelki gün. 2. Bir
önceki gün.
AREL: (Tür.) Er. Temiz, dürüst kimse.
ARGU: (Tür.) Er. 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü
çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu
Türkleri.
ARGUN: (Tür.) Er. 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana
iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. Argun:
İlhanlı hükümdarı. Abaka Han'ın oğlu.
ARGÜN: (Tür.) Er. Temiz, aydınlık gün.
ARGUNŞAH: (Tür.) Er (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin)
Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan H'nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında
pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.
ARHAN: (Tür.) Er. Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN: (Tür.) Er. Temiz, doğru kimse.
ARIÇ: (Tür.) Er. Banş, asayiş. ARIER: (Tür.) Er. Çalışkan
kimse.
ARİF: (Ar.) Er. 1. Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2. Bilgi sahibi.
Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
ARİFE: (Ar.) Ka. Bilgi ve irfan sahibi kadın. Uyanık, ince ruhlu,
latif.
ARIHAN: (Tür.) Er. (bkz. Arhan). ARIKAL: (Tür.) Er. Temiz,
doğru, dürüst kal.
ARIKAN: (Tür.) Er. Temiz soy. ARIKHAN: (Tür.) Er. (bkz. Arhan)
ARIN: (Tür.) Er. 1. Temiz, an, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağlann,
tepelerin yüzü.
ARINÇ: (Tür.) Er. 1. Temiz, saf, an. 2. Banş.
ARISAL: (Tür.) Er. An gibi çalışkan kimse.
ARISAN: (Tür.) Er. Temiz, doğru tanınmış kimse.
ARISOY: (Tür.) Er. (bkz. Ansan). ARITAN: (Tür.) Er.
Temizleyen, an duruma getiren.
ARKAN: (Ar.) Er. 1. Temiz, ari kandan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Şeyfi)
Türk mimar (19031966).
ARKIN: (Tür.) Er. Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl.
ARKUT: (Tür.) Er. Temiz, uğurlu, kutlu.
ARMAĞAN: (Fars.) 1. Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördüğü
işe veya başansına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim adamını
tanıtmak veya çalışmalanndan ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkanlan
ilmi eser. (Köprülü Armağanı). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ARMAN: (Fars.) Er. 1. Hasret, özleme. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4.
Pişmanlık.
ARMİNE: (İbr.) Ka. İbranice isim. (bkz. Emine).
ARRAF: (Ar.) Er. l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap
aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.
ARRAFE: (Ar.) Ka. (bkz. Arraf).
ARSAL: (Tür.) Er. Temiz huylu, namuslu.
ARSEBÜK: (İ.) Er. 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus
konusunda titiz.
ARSLAN: (Tür.) Er. 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed,
şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çeşit çiçek. Arslan Argun:
Alpaslan'ın oğlu (1097).
ARSLANGİRAY: (Tür.) Er. Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım
hanı (17021767).
ARSLANŞAH: (Tür.) Er. Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur
komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145).
ARTAN: (Tür.) Er. 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ARTUÇ: (Tür.) Er. Ucu sivri demirle donanmış mızrak.
ARTUK: (Tür.) Er. Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü
hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşına katıldı.
ARÜSEK: (Fars.) Ka. 1. Gelin, küçük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3.
İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4. Ateş böceği. 5. Küçük bir
mancınık çeşidi.
ARZIK: (Tür.) Er. Dindar, sofu.
ARZU: (Ar.) Ka. 1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyi. 3. Özlemek,
müştak olmak. "Arzum" olarak da kullanılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber'in
sevgilisi.
ARZUMAN: (Ar.) Ka. (bkz. Arzu).
AS: (Ar.) Er. 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.
ASAF: (Ar.) Er. 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde basan. Hz.
Süleyman'ın ünlü veziri. Süleyman (a.s.)'m en çok güvendiği kişiydi. Nemi
suresinde anlatılanlar Asaf üzerine yorumlandı. Daha sonra padişahın vezirlerine
Asaf unvanı verildi.
ASAL: (Tür.) Er. Başlıca, esaslı, temel.
ASALET: (Ar.) Er. Soy temizliği, soyluluk.
ASENA: (Tür.) Er. Kurt.
ASFA: (Ar.) Er. Çok saf, en temiz, halis.
ASGAR: (Ar.) En küçük, daha küçük. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
ASHAB: (Ar.) Er. 1. Sahib'in çoğulu. 2. Hz. Muhammed (s.a.s)'i görüp ona
tabi olan kişiler. İnsanlık aleminin en seçkin simalan ve örnek neslidirler.
Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın yardımını müşahade etmişler
ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashabı Kiram:
Yüce sahabeler.
ASIF: (Ar.) Er. Pek sert, pek şiddetli, şiddetle esea
ASIFE: (Ar.) Ka. Şiddetle esen rüzgar. Kur'an'da Yunus 22, İbrahim
18 ve En'am suresi 81. ayetlerde geçer.
ASİL: (Ar.) Er. 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket
eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.
ASIM: (Ar.) Er. 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haramdan
çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749).
İslam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.
ASIMA: (Ar.) Ka. (bkz. Asım).
ASİME: (Fars.) Er. Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. İsim
olarak kullanılmaz.
ASİYE: (Ar.) Ka. 1. Sütun, direk, kolon. 2. Mersingiller, mersin ağacı
türünden ağaçlar. 3. İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4.
Allah'ın emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5. Haydut, şaki. Bu isim
Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçerdiği anlam İslami anlayışa terstir.
ÂSİYE: (Ar.) Ka. 1. Kederli üzüntülü. Musa (a.s.)'ı daha bebekken
Nil'den kurtarıp sarayda büyüten ve sonra onun peygamberliğine iman eden kadın.
Kur'an'da Fir"avun'un karısı olduğu belirtilmiştir. Fakat ismi zikredilmemiştir.
(bkz. Kasas: 9; Tahrim: 11). Firavun'a karşı gelerek müslüman olmuştur. Tahrim
suresinde mü'mine bir kadının en son noktada yapması gerekenlere örnek olarak
gösterilen hanım.
ASKER: (Ar.) Er. 1. Ordu, ordu örgütüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke
savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker,
er.
ASKERÎ: (Ar.) Er. Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebû
Ahmed elHasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903993). Ebû
Davud esSicistani'nin talebesiydi.
ASLI: (Ar.) Ka. 1. Asıl, tek, dip, kütük, temel, esas, kaide, kural,
hakikat. 2. Soy, sop, nesep. 3. Bir şeyin belli başlı kısmı, başlangıç, baş yer,
sıhhat. 4. Hakiki, esaslı, halis, safi. S. Esasen, zaten, başlıca, en ziyade,
hakikaten.
ASLIHAN: (a.t.i.) Ka. Aslı ve Han kelimelerinden türetilmiş
birleşik bir isimdir. Kerem ile Aslı hikayesinin kadın kahramanıdır.
Güzelliğinin yanında saçlarının uzunluğu ve gürlüğünden bahsedilir.
ASRİ: (Ar.) Er. Zamana uygun, çağdaş.
ASUDE: (Fars.) Ka. 1. Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak,
müsterih. 2. Sakin, sessiz.
ASUMAN: (Fars.). Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan
hikayesinin *erkek kahramanı. Doğu Anadolu'da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
ASUTAY: (Tür.) Er. Hırçın tay.
ASYA: (Tür.) Ka. Dünyadaki kıtaların en büyüğü.
AŞIK: (Tür.) Er. 1. Bir başkasını aşkla seven. 2. Dalgın, unutkan. 3.
Tasavvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. A^ık Çelebi (15201572) Osmanlı
şair ve yazarlardan.
AŞİR: (Ar.) Er. 1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca.
4. Aşar toplayan. 5. Kur'anı Kerim'den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir
Efendi (Mustafa). Osmanlı Şeyhülislamı (17281804). Bursa, Mekke ve İstanbul
kadılıklarında bulundu. 17581800'de Şeyhülislamlık görevini ifa etti.
AŞKIN: (Tür.) 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla.
4. Sonra. 5. Benzerlerinden daha üstün. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AŞKINAY: (Tür.) Ka. (bkz. Aşkın). AŞKINER: (Tür.) Er. (bkz.
Aşkın).
ATA: (Tür.) Er. 1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş,
veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi tarikatında mürşid. Ata b. Ebî Rabah:
Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebû Meysere b. Ebû Hüseyin elFikri'nin azatlı
kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiş
ATABEK: (Tür.) Er. 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle
vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.
ATABEY: (Tür.) Er. Devlet yönetiminde bir san. Lala.
ATACAN: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATAÇ: (Tür.) Er. Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
ATAERGİN: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATAHAN: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATAK AN: (Tür.) Er. 1. Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2. İleri
atılan.
ATALAY: (Tür.) Er. (bkz. "Ata"). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay
Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları
şampiyonu oldu (1968).
ATAMAN: (Tür.) Er. (bkz. "Ata"). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don
kazaklarının önderlerine verilen ad.
ATANER: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATASAGUN: (Tür.) Eski Türklerde hekimlere verilen isim.
ATASAN: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATASEVEN: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATASOY: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATATUĞ: (Tür.) Er. (bkz. Ata).
ATAULLAH: (Ar.) Er. Birleşik isim. Allah'ın bağışladığı,
hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı
Şeyhülislamı (17191785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.
ATAY: (Tür.) Er. Bilinen, tanınmış.
ATIF: (Ar.) Er. 1. Çevirme, meylettirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi
veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden, mail,
müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen. Anj Efendi
(Mehmet Kuyucaklı. (İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul
kadılıklarında bulundu.
ATIFA: (Ar.) Ka. (bkz. Atıf).
ATIFET: (Ar.) Ka. 1. Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh,
meyi. 2. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, ihsan.
ATİK: (Ar.) Er. 1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış,
kıymetli. 3. Eski, kadim, kühen, dirin. 4. Azatlı, hür. 5. Güzel genç kız. 6.
Çok hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7. Asil. 8. Hz. Ebubekir'in lakabı.
Peygamber (s.a.s)'in "Sen ateşten kurtulmuş kimsesin" müjdesine kavuşmuş
olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.
ATİKE: (Ar.) Ka. (bkz. Atik). Atike: Kureyş kabilesinden
Zeyd b. Amr'ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine'ye
hicret edenler arasındadır. Hz. Ebubekir'in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Tâif
te şehid olunca Hz. Ömer'le O şehid edilince Zübeyr b. elAvvam ile, o da şehid
edilince Hz. Hüseyin ile evlendi. Ve Hz. Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi
olarak anıldı.
ATIL: (Tür.) Er. Girişken ol, ilerlemek için çaba göster.
ATILAY: (Tür.) Er. 1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta
geçen ünlü hükümdar.
ATILGAN: (Tür.) Er. 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden
korkmadan her zaman ileriye atılan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olmayan, cüretkar.
3. Hevesli.
ATİLLA: (Tür.) Er. 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun
Türklerinin büyük imparatoru (400-453).
ATİYE: (Ar.) Ka. 1. Bağış, bahşiş, ihsan. Hediye. 2. Gelecek, istikbal.
ATKIN: (Tür.) Er. Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.
ATLAN: (Tür.) Er. Ata bin.
ATLAS: (Tür.) Er. 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız,
tüysüz. 3. Büyük harita. 4. Atlas okyanusu. 5. Kuzey Afrika'da Fas, Cezayir'i
geçerek Tunus Körfezi'ne kadar uzanan sıradağlara verilen ad.
ATLIHAN: (Tür.) Er. Ata binmiş süvari. Birleşik isim.
Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.
ATSAN: (Ar.) Ka. Susuz, susamış, teşne.
ATTAB: (Ar.). Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu.
Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından
atanmıştır.
ATTAR: (Ar.) Er. 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel
koku ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3. Mahalle
aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar:
Meşhur İranlı şair.
ATUF: (Ar.) Er. Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı
sevgi duyan.
ATUFET: (Ar.) Ka. Şefkat, merhamet.
ATYEB: (Ar.) Ka. Çok güzel, pek güzel.
AVCI: (Tür.) Er. 1. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye
uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandırılan askeri grup.
AVFİ: (Ar.) Er. Arap düşünür (Basra ? ) İhvanu'sSafa denilen İslam
felsefe akımının kurucularından biri.
AVNİ: (Ar.) Er. 1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan
Mehmed'in şiirde kullandığı mahlas.
AYNİYE: (Ar.) Ka. 1. Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve
Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2. Yardım etmiş. Yardımla
ilgili.
AVNULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın yardımı. Birleşik isim.
AVŞAR: (Tür.) Ka. Oğuzlann önemli bir kolu. Büyük Selçuklu
Devleti'nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.
AVVAD: (Ar.) Er. Ud çalan, udçu. Avvad (Tevflk Yusuf):
Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.
AY: (Tür.) Er. 1. Yılın on iki bölümünden biri. 2. Dört hafta, 2930, 31
günden oluşan zaman dilimi. 3. Kutsal kitapta adı geçen kent. Kudüs'ün kuzeyi.
4. Dünyanın uydusu. Ay: Mısır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutarık
Hamon'un danışmam oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı
(İ.Ö. 1320).
AYABA: (Tür.) Er. Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı
Sancar'ı Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları
istila etmek isteyen Harizm Şahlan uzun süre engelledi.
AYALP: (Tür.) Er. Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
AYANA: (Tür.) Er. Saygı.
AYANFER: (Ar.) Ka. Gözün ışığı, nuru.
AYANOĞLU: (Ar.) Er. Ayan: Açık, belirli. Ayan'ın oğlu.
AYAŞ: (Ar.) 1. Dolunay, mehtap. 2. İskenderun Körfezi'nin batı kıyısında
Ceyhan nehrinin ağzının vücuda getirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş koyunun
kuzeydoğu kenarında, Adana ilinin Yumurtalık ilçesinin idare merkezidir. Ayaş
Paşa: Osmanlı sadrazamlarından birinin adı. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYASUN: (Tür.) Ka. (bkz. Aysun).
AYAYDIN: (Tür.) Er. Ay ışığı, aydınlığı.
AYAZ: (Tür.) Er. Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz:
Selçuklu emin (Öl. 1105).
AYBAR: (Tür.) Er. 1. Gösterişli, heybetli, görkemli. 2. Korku veren.
AYBEG: (Tür.) Er. Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey.
Aybeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Mcmlükler Devleti'nin kurucusu. İslam'ın
Ortaasya'da yayılmasında büyük basanlar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin'le
birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ünlü komutan.
AYBEK: (Fars.) Put, sanem. İsim olarak kullanılmaz.
AYBEN: (Tür.) Ka. Ay benizli.
AYBER: (Tür.) Ay meyvası. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYBERK: (Tür.) Er. 1. Sağlam ay, sağlam kişilik. 2. Şimşek, ay'ın şimşek
gibi parlaklığı. 3. Yaprak, ay yaprağı.
AYBİGE: (Tür.) Büyük ay, dolunay. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYBİKE: (Tür.) Ka. (bkz. Ayben).
AYBİKEN: (Tür.) Ka. Eski Türk hükümdarlanndan birinin hanımının
ismi.
AYCA: (Tür.) Ka. Ay gibi güzel, ışıklı, parlak.
AYÇAN: (Tür.) Ka. Ay gibi parlak güzel ve sevimli.
AYCİHAN: (a.f.i.) Cihanı aydınlatan ışık. Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AYÇA: (Tür.) Ka. 1. Ayın yeni doğduğu günlerdeki şekli, yeni ay, hilal.
2. Cami kubbelerine ve minare külahlarına konulan hilal şeklindeki süs. 3. Ay
kadar güzel, aydınlık.
AYÇETİN: (Tür.) Er. Zor, güç ay.
AYÇIL: (Tür.) Ka. 1. Işık saçan, sürekli parlaklık veren ay. 2. Ay gibi.
AYDAN: (Tür.) Ka. Ay'a dahil olan. Ay gibi.
AYDANUR: (Tür.) Ka. Ay'ın ışığı, aydan yayılan ışık.
AYDEMİR: (Tür.) Er. Marangozların kullandığı kavisli bir keser
çeşidi.
AYDERUSİ: (Ar.) Er. Güney Arabistan'ın eski ve tanınmış bir derviş
ailesinden olup (17221778) yıllan arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Tâif,
Suriye ve İstanbul'a ziyaretler yapmıştır.
AYDİLEK: (Tür.) Ka. Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim.
Ay'a ait arzu, istek.
AYDIN: (Tür.) 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen,
ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu,
uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver.
Kılıçarslanm hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.
AYDINALP: (Tür.) Er. Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya
Selçuklulan'ndan ünlü bir komutan.
AYDINAY: (Tür.) Ka. (bkz. Aydın).
AYDİNÇ: (Tür.) Er. Cesur, aydın. AYDINER: (Tür.) Er.
(bkz. Aydın).
AYDINTAN: (Tür.) Er. Şafak vakti.
AYDINTUĞ: (Tür.) Er. (bkz. Aydın).
AYDOĞDU: (Tür.) Ka. Doğmakta olan ay. Aydoğdu Bey: Ertuğrul
Gazi'nin oğlu veya torunu (1302).
AYDOLUN: (Tür.) Er. Dolunay, mehtap.
AYETULLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'ın ayetleri. 2. Özellikle Şii mollalarının
kullandığı isimlerdendir. Allah'ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirler.
3. Mucizeler, hikmetler. 4. İz, nişan.
AYFER: (t.f.i.) Ka. 1. Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2. Şan,
haşmet sahibi.
AYGEN: (Tür.) Ka. 1. Dost, arkadaş. 2. Sevgili, yar. 3. Temiz yaratılışa.
AYGUT: (Tür.) Er. Karşılık, mükafat.
AYGUTALP: (Tür.) Er. (bkz. Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk
komutan. Osman Gazi'nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara
Ali'nin babası. Yıldırım Bayezid'le birlikte Timur'a esir düşen Timurtaş
Paşa'nın dedesi.
AYGÜL: (Tür.) Ka. Ay'ın gülü.
AYGÜN: (Tür.) Ka. Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.
AYHAN: (Tür.) Er. Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destam'na göre,
Oğuz'un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz'un ışıktan doğan
karısından olan 3 oğlundan biri. Ayhan'ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4'ünü
oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.
AYHATUN: (Tür.) Ka. Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden
birleşik isim.
AYİLKİN: (Tür.) Ka. İlk çocuklara takılan isim.
AYKAÇ: (Tür.) Er. 1. Söyleyen, konuşan. 2. Akıl veren. 3. Ozan, şair.
AYKAN: (Tür.) Er. Soylu, asil, temiz kişi.
AYKE: (Ar.) Ka. Sık koruluk.
AYKUT: (Tür.) Er. 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.
AYKUTALP: (Tür.) Er. Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren
bahadır.
AYLA: (Tür.) Ka. Ay'm ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen
halka, ayla. Beyaz ışık. (bkz. Hale).
AYLİN: (Tür.) Ka. Ay'a ait.
AYMAN: (Tür.) Er. Ay gibi güzel, ışıklı kimse.
AYMETE: (Tür.) Er. (bkz. Mete).
AYMUTLU: (Tür.) Er. (bkz Mutlu).
AYNAMELEK: (t.a.i.) Ka. Melek gibi, melek görünüşlü kadın.
AYNDİLGE: (a.t..i.) Pınar, su, kaynak. Antakya Halep
arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu
kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur. Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AYNİ: (Ar.) Er. l.Ayn'a ait. 2. Pınar, kaynak, göz. 3. Karşılığı mal
olarak ödenmiş. elAyni, (13601451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.
AYNIHAYAT: (Ar.) Ka. Hayatın gözü, hayat pınarı.
AYNŞEMS: (Ar.) 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır'da bir kasaba. 3. Bir cins
değerli taş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYNUR: (t.a.i.) Ka. Ay ışığı.
AYNÜDDEVLE: (Ar.) Er. 1. Devletin gözü. 2. Devletin kaynağı.
Ayniiddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah'ın oğlu.
AYPARE: (f.t.b.i.) Ka. Ay parçası.
AYPERİ: (t.f.i.) Ka. Ay yüzlü güzel, dilber.
AYRAL: (Tür.) Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik.
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AYSAL: (Tür.) Ay gibi, ay'a benzeyen. Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AYSAN: (Tür.) Ay gibi, ay yüzlü. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYSEL: (Tür.) Ka. 1. Bol ışık saçan, ay. 2. Ay'ın en parlak zamanında
doğan.
AYSEMA: (t.a..i.) Ka. Ay gözlü.
AYSEN: (Tür.) Ka. Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu.
AYSEV: (Tür.) Ay gibi sevgili. Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
AYSEVEN: (Tür.) Ka. (bkz. Aysev).
AYSU: (Tür.) Ka. Su gibi berrak ay.
AYSUDA: (Tür.) Ka. Suya yansıyan ay.
AYSUN: (Tür.) Ka. Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.
AYSUNA: (Tür.) Ka. (bkz. Aysu).
AYSUNAY: (Tür.) Ka. (bkz. Aysu).
AYSUNGUR: (Tür.) Er. (bkz. Sungur).
AYSAN: (Tür.) Ay gibi şanlı, görkemli, parlak. Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
AYŞE: (Ar.) Ka. Yaşayan. Rahat yaşayan. (Geniş bilgi için bkz.
Âişe).
AYŞEN: (Tür.) Ka. Neşeli ay, gülen ay.
AYŞENUR: (Ar.) Ka. Nurlu, ışıltılı hayat.
AYŞIL: (Tür.) Ka. Ay gibi ışıl ışıl. Ay ve şıl kelimelerinden
birleşik isim.
AYŞİN: (Tür.) Ka. (bkz. Ayşıl).
AYŞİRİN: (Tür.) Ka. Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin.
AYŞULE: (t.a.i.) Ka. 1. Ay kıvılcımı. 2. Ay ışığı.
AYTAÇ: (Tür.) Er. Başa takılan ay şeklinde taç.
AYTEK: (Tür.) Er. Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak
kullanılmıştır).
AYTEKİN: (Tür.) Er. Ay şehzadesi, ay prensi.
AYTEN: (Tür.) Ka. 1. Ay yüzlü. 2. Teni beyaz ve parlak olan. 3. Güzel
vücutlu.
AYTİGİN: (Tür.) Er. (bkz. Tigin).
AYTOLUN: (Tür.) Er. 1. Dolunay. 2. Ay'ın ondördü gibi güzel.
AYTUĞ: (Tür.) Er. 1. Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2.
Tuğ, tüy, fars gibi.
AYTUNA: (Tür.) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. Tuna).
AYTUNCA: (Tür.) (bkz. Tunca).
AYTÜL: (Tür.) Ka. Ay ve tül kelimelerinden oluşan birleşik
isimlerden. Son zamanlarda yapılmış, uydurma bir isimdir.
AYTÜN: (Tür.) Er. Ay ve gece.
AYVAZ: (Ar.) Er. 1. Arapça ivaz kelimesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden
kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı
Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3. Karagöz perdesinin belli başlı
tiplerinden biri. 4. Köroğlu destanında bir kahraman.
AYYÜKSEL: (Tür.) Ka. Yükselen ay.
AYZER: (t.a.i.) 1. Altın renginde ay. 2. Ay'ın altın rengini aldığı an.
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
AZ AD: (Fars.) Er. 1. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3.
Kurtulmuş. 4. Müberra. 5. Zarif, nazik. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak
kullanılır.
AZADE: (Fars.) Ka. (bkz. Azad).
AZAM: (Ar.) Er. En büyük, daha büyük, ulu. tmamı Azam Ebû
Hanife:
Hanefi mezhebinin kurucusu. Büyük alim ve müctehid.
AZAMEDDİN: (Ar.) Er. Dinin ululuğu, emaneti. Türk dil kuralı
açısından "d/t" olarak kullanılır.
AZAMET: (Ar.) Er. Büyüklük, ululuk.
AZER: (Fars. İbr.) Er. Ateş. ibrahim (a.s.)'in babası olduğu
söylenir.
AZİM: (Ar.) Er. 1. Büyük, ulu, cesim, iri, muhteşem. 2. Kuvvetli,
şiddetli, derecesi yüksek. 3. Ehemmiyetli, mühim, müthiş.
AZİME: (Ar.) Ka. 1. Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2. Cin, yılan ve
benzeri şeylerin şerrinden kurtulmak için okunan dua. 3. Büyük iş, büyük günah,
büyük bela.
AZİMET: (Ar.) Ka. 1. Kuvveüi bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına
gelmektedir. 2. Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade
gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibeler.
AZİZ: (Ar.) Er. 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş.
4. Az bulunur. 5. Allah'ın izzetli kıldığı, mü'min. Aziz
(Imadettin Abulfeth Osman elAziz): Selahaddin Eyyubi'nin II. oğlu. Kardeşi
elEfdal, Melik iken kendisi Şam'ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını
ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.
AZİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Aziz).
AZlZİ: (Ar.) Er. Aziz'e ait. XVI. yy.'da yaşamış Türk şairi.
"Yedikuleü Azizi' lakabıyla tanınır. Asıl adı Mustafa'dır.
AZMİ: (Ar.) 1. Kasıt, niyetlilik karar. 2. Kemikli. 3. Güçlü, kuvveüi.
Azmi Pir Mehmet (1583): Şehzade Mehmed'in ve III. Mehmed'in hocalığını
yapmıştır.
AZMİDİL: (a.f.i.) Ka. Gönül yüceliği.
AZMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Azmi).
AZMUN: (Fars.) Er. Deneme, sınama, tecrübe.
AZRA: (Ar.) Ka. 1. Bakire, kızoğlan kız. 2. Ayak değmemiş kum. 3.
Delinmemiş inci. 4. Hz. Meryem'e verilen adlardan. 5. Medine şehrinin
adlarından biri. 6. Masal kahramanı "Vamık'"ın sevgilisi.
AZRAF: (Ar.) Er. 1. Zarif. 2. Pek ince, pek nazik. 3. Çok zeki.
AZREF: (Ar.) 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki. Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
AZZAM: (Ar.) Er. En büyük, en ulu. Abdullah Azzam:
Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit
olmuştur.
AZZE: (Ar.) Ka. 1. Dişi ceylan yavrusu. 2. Yüce, şerefli.
|